İnsan Kaynakları Son 20 Yılda Nasıl Bir Evrim Geçirdi? | Eda Akkurt ile #SadeceİK
İnsan Kaynakları Son 20 Yılda Nasıl Bir Evrim Geçirdi? | Eda Akkurt ile #SadeceİK

İnsan Kaynakları Son 20 Yılda Nasıl Bir Evrim Geçirdi? | Eda Akkurt ile #SadeceİK

24 yıllık bir İnsan Kaynakları profesyoneliyim. Hem ulusal hem de çok uluslu şirketlerde üst düzey İnsan Kaynakları yöneticiliği yaptım. Endüstri mühendisiyim. Yüksek lisansımı da mühendislik yönetimi üzerine tamamladım. Kısacası, mühendis kökenli bir İK’cıyım diyebilirim.

Şu anda İnsan Kaynakları yönetimi alanında danışmanlık yapıyorum. Şirketlere ve kurumlara, İnsan Kaynakları sistemleri konusunda çözüm ortağı olarak destek oluyorum.

İşe ilk başladığım yıllarda aslında bir sistem analisti gibiydim. İnsan Kaynaklarının tam mutfağında, verinin üretildiği ve işlendiği taraftaydım. Bütün verilerin analizi, İnsan Kaynakları programlarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, verilerin raporlanması… Ben o taraftan geliyorum.

Bu deneyim bana çok şey kattı.

O dönemlerde dijital sistemler bugünkü kadar gelişmiş değildi. Hatta bir yılın ilk 8 ayındaki verileri bir programdan, kalan ayları başka bir programdan alıyorduk. Sonra bu iki programdan verileri çekip konsolide ediyor, analizleri ve raporlamaları bu şekilde yapıyorduk. İnanılmaz bir operasyon yükü vardı.

2005 yılında İnsan Kaynakları bütçesi hazırlamak bile yeni tanıştığımız bir kavramdı. Sürekli veri temizleme, verilerin doğruluğunu kontrol etme, doğru rapor üretme, KPI’ları belirleme ve ölçmeye çalışma gibi işlerle uğraşıyorduk.

Bu yoğunluk içinde, aslında İK’nın stratejik rolünü çok da fark edemiyorduk.

Bir yandan hayat akıyordu, çalışanların beklentileri değişiyordu. Ama biz verilerle o kadar meşguldük ki, İK’nın “buzdağının altı” dediğimiz tarafına yeterince odaklanamıyorduk: eğitim, gelişim, yetenek yönetimi, kurum kültürü ve entelektüel sermayeye yapılan yatırım…

Sonra dijital sistemler gelişti.

Operasyon yükü azalmaya başladı. Verilere daha kolay ulaşır, raporları daha hızlı üretir hâle geldik. İşte o zaman çalışanları daha fazla dinlemeye, eğitim ve gelişim tarafına, yetenek yönetimine ve organizasyonel gelişime daha fazla odaklanmaya başladık.

Bu noktada şunu çok net gördüm: İnsan Kaynakları, yönetici ile çalışan arasında çok güçlü bir köprü.

Bu alanlara odaklandıkça, kurum kültürünün de değiştiğini ve bunun şirket verimliliğine doğrudan etki ettiğini gözlemledik.

Tabii bu dönüşüm hiç kolay olmadı.

“Artık böyle değil, şöyle yapalım” dediğinizde hem çalışanlar hem yöneticiler ciddi bir direnç gösterebiliyor. Çünkü konfor alanından çıkmayı gerektiriyor. O noktada İK’nın iletişim becerileri, ikna yöntemleri, veriye dayalı konuşması ve dünyadaki iyi uygulamaları takip etmesi çok kritik hâle geliyor.

Son 20 yılda İnsan Kaynakları gerçekten büyük bir evrim geçirdi.

Operasyon ve veri odaklı bir yapıdan; kültür, yetenek ve strateji odaklı bir yapıya dönüştü.

Bugün İnsan Kaynakları sadece bordro, raporlama ve operasyon yapan bir birim değil. Kurum kültürünü şekillendiren, entelektüel sermayeyi yöneten ve şirketin gelecekteki başarısına doğrudan etki eden stratejik bir fonksiyon.

Eda Akkurt | İK ve Yönetim Danışmanı